SIIR VAR, RESIM VAR, SARKILAR VAR







Benim derdim kim ne yapmış, kim ne demiş değil. Payıma düşenin farkındalığı ile masrafta kücük emekte büyük şeylerde mutluluğu yakalamaya çalışıyorum.

Zamanla öğrendim ki; renkleri görmemi engelleyen zifiri karanlık, kendi ışığımı görmemi engelleyen ise aynaya farklı açılardan yansıyan ışıkmış.

Gerçekleri oldugundan farklı gösteren bu ışık zaman zaman acımasızca gözlerimi kamaştırmış. Karanlıkta bana ışık manipüle ettigi gibi kendi ışığımı fark etmemi de engellemiş.

Aslında, insana sevenleriyle geçirdiği her gün bayrammış. Güven ve huzura uyanmak için sevmek yetmiyor, gerçekten sevilvdiğinin farkında olmak gerekiyormuş.

İnsan sürekli karanlıkta kalsa bile renkleri, sürekli aydınlıkta bulunsa bile iç ışığını unutamıyor işte!

Hafıza diye bir şey var.

Şiir var.

Resim var.

Şarkılar var.

Gerçek sevginin ışığını ile dısardan yalancı ışık arasındaki farkı zamanla ögreniyorsun ve gercek sevgiyi özlüyorsun.

Farzet ki, bir kelebekmişsin. Çiçek tozlarını birinden diğerine taşıyarak mutlu oluyormuşsun. Gün sonunda huzur icinde hayata veda ediyormuşsun. Kelebekler ve çicekler birlikte ne kadar da güzeller.

Ya da, farzet ki bir rüyanın içindeymişsin ve hayatın gerçeklerinin rüyaya yansımalarını yaşıyormuşsun. Hiç uyanmak istemiyormuşsun ama gene sabah oldu ve ben gene uyandım diyerek kabullenişe geçiyormuşsun.

Hayat böyle bir şeydir. Bazıları hiç uyanmak istemez bazıları da hiç uyanamamaktan korkar ama gerçekten uyuyor olmanın ve gerçekten uyanık olmanın anlamını herkes bilmez.


Yorumlar